Renk çığlığı.Sali’nin resmini en çok bu iki sözcük tanımlar diye düşünüyorum.Bu çığlık giderek bir yerde renk çılgınlığına da ulaşıyor.Sali,1949′da Trabzon’un Of ilçesinde doğmuş.1973′teİstanbul Eğitim Enstütüsü’nü,1980′de Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümünü ‘nü bitirmiş.Doçentliği var.Ama,bilim adamı olarak değil,tam bir sanatçı kimliğiyle görünüyor resimlerinde.Evet,o çılgınlık…O çılgınlık kendi kuşağından başka ressamlarda da görülüyor.Burhan Uygur gibi,Muzaffer Akyol gibi.
Sali’nin,gördüğüm her resmini sevdim.Bir tat uyandı içimde.
Renkten korkmuyor hiç.
Renk çizgiyi aşıyor,ama asıl önemlisi,yaratıyor da onu.
Bir araç değil renk Sali’de,bir ortam.
Matisse gibi çalışır.Bir tabloda yanlış gördüğü şeyi düzeltmez,yeni bir tablo yapar onun yerine.
Figüratife soyuttan damlalar da akıtıyor sanki.
Sadece dünya içinde değil,aynı zamanda uzay içinde.
Yeni iletişim araçlarının doğrudan görselliği,resim sanatını ayrı bir esnekliğe götürdü.Bireysel odak,kişisel bakış güçlendi yeni kuşak sanatçılarında.Bunu Sali’nin yapıtlarında da çok belirgin bir biçimde görüyoruz.
Salih Turan’dı adı.Bunu Sali olarak değiştirdi.
Ben ona Dalvador Sali diyorum.Bu adı seviyor mu,sevmiyor mu,bilmiyorum.
Renk çılgını!
Evet,öyle.
Cemal Süreyya
