16
Şub
09

Vincent Van Gogh

tara00021hf0

30 Mart 1852

Theodorus ve Anna van Gogh’un çocukları ölü doğar. Çocuğun adını doğmadan önce Vincent olarak koymuşlardır.

30 Mart 1853

Bir çocukları daha olur. Anne-baba ona da Vincent adını koyarlar.

1 Mayıs 1857

Vincent’in hayattaki en büyük dayanağı ve dostu olan kardeşi Theo dünyaya gelir.

30 Temmuz 1869

Sanat yapıtı alım satımıyla uğraşan amcası Vincent’e, H.G. Tersteeg yönetimindeki Parisian Maison Goupil’in Lahey şubesinde satış elemanı olarak iş bulur.

Haziran 1873

Çalışkanlığı sayesinde Goupil’in Londra şubesine tayin olur. Sanat eseri ticaretini eleştirmişse de bu deneyimi ona sanatın ticari yanını göstermiş ve birçok ressamla yapıtını tanıma fırsatı vermiştir. Vincent, kaldığı pansiyonun sahibinin kızı Eugenie Loyer’e aşık olur. Kız onu reddeder.

1876

Vincent, Goupil’den kovulur. İngiltere’deki Ramsgate kasabasına gider ve orada yardımcı öğretmen olarak iş bulur. Okul Londra’ya taşınır ve Vincent de Richmond Metodist kilisesinde vaaz vermeye başlar.

1877

Hollanda’ya döner ve Dordrecht’te bir kitapçıda çalışmaya başlar. Burada kilisenin düzenlediği faaliyetlere katılır ve zamanının çoğunu İncil’den bölümler çevirmeye adar. Rahip olmaya karar verir ve Mayıs 1877’de Amsterdam Üniversitesi’nin Protestan teolojisi bölümüne kabul edilir. 1878

Dersleri bırakıp Brüksel yakınındaki Laecken’e gider. Burada üç ay geçirir.

15 Kasım 1878

tarihinde kendine yeni bir iş bulur ve Belçika’nın en fakir yerlerinden biri olan Borinage adlı bir madencilik bölgesine geçer.

15 Ekim 1880

Brüksel’e gelir. Burada kendisini atölyesine kabul eden ve kendisine perspektif kurallarını öğreten, Academie des Beaux-Arts öğrencilerinden Anton van Rappard ile tanıştı. Vincent bu dönemde anatomi çalıştı, en beğendiği resimlerin röprodüksiyonlarını yaptı ve Borinage’da yaşadıklarını resmetti.

12 Nisan 1881

Ailesini özleyen Vincent Etten’a döndü. Etten’da kendini resme verdi ve çizimlerinde insanların günlük yaşamını, iş yerlerini ve çalıştıkları aletleri betimledi. Dul ve bir çocuk annesi olan kuzeni Kee Voos’a aşık olur. Kuzeni Vincent’ın evlenme teklini reddeder. Bu durum ahlâk kurallarını her şeyin üstüne sayan ailesiyle sorunlar yaşamasına neden olur.

Kasım – Aralık 1881

Lahey’e taşınır. Burada, bir çocuk sahibi olan ve tanıştıklarında bir de bebek bekleyen Sien Hoornik ile ilişkisi oldu. Bebek doğduğunda Vincent’ı çok etkiledi. Beşikteki yeni doğan yavrunun ve sevdiği kadının yanında oturan bir adamın yoğun duygularını yaşadı.

11 Eylül 1883

Sien’den ayrılıp Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe’ye gitti. 1884 Komşularından biri olan Magot Begemann’la evlenmek üzereyken kızın ailesi bu evliliğe karşı çıkar. İlişkileri Magot’un intihar girişimiyle son bulur.

26 Mart 1885

Vincent’in babası ölür. Mezarlığı resmettiği yapıtında ve yazdığı bir metinde ölümün doğallığını anlatmaya çalıştı. Ölüm ve toprağa dönüş “bir sonbahar yaprağının düşüşü” kadar doğaldı.

24 Kasım 1885

Peter Paul Rubens’in yapıtlarını çalıştığı ve Güzel Sanatlar Akademisine kaydolduğu Anvers’a gider. Fakat kısa süre sonra buradan ayrılır.

1886

Paris’te yaşayan Theo’nun yanına yerleşir. Henri de Toulouse-Lautrec, Claude Monet ve John Russel ile tanışıp yeni dostlar edinir.

1887

Gauguin’le tanışıp dost olur.

Şubat 1888

Zihnindeki karışıklıkları bir yana atıp, kendine güvenini tekrar edinebileceği bir yere çekilme ihtiyacı duyan Vincent’ın amacı Marsilya’ya ulaşmaktı. Fakat Provence yakınlarındaki Arles’a yerleşti. Cafe de la Gare’ın hemen yukarısında, Lamartine’de, “Sarı Ev” olarak adlandırılan evi kiralar. Theo’nun gönderdiği parayla sıkıntı içinde yaşamaktadır. Vincent’ın hayali, 17. yüzyıl Felemenk ressamlarının devamı doğrultusunda bir ressamlar kolonisi kurmaktır.

Eylül 1888

Gece vakti kasaba caddelerinde üzerinde mumlar dizili şapkasıyla resim yaparken görülür. Yaptığı resim meşhur Yıldızlı Gece’dir.

Ekim 1888

Ekonomik sıkıntı içinde olan Gauguin’e birlikte yaşamayı önerir. Vincent, Gauguin’i birlikte yaşarlarsa hem sanatlarının besleneceği; hem de ekonomik olarak rahatlayacakları konusunda ikna etti. Gauguin Arles’daki “Sarı Ev”e yerleşti.

23 Aralık 1888

Gauguin Vincent’e hayalinden resimler yapmasını öneriyordu. Oysa Felemenk ressamlar doğadan resmetmeyi gelenek haline getirmişti. Sonu gelmez tartışmalar sonucunda Vincent Gaugin’i usturayla tehdit eder. Korkuya kapılan Paul Gauguin geceyi bir pansiyonda geçirir. Paul Gauguin sabah eve döndüğünde polisler ve kalabalıkla karşılaşır. Vincent sol kulağından bir parça kesmiş ve bir fahişeye vermişti. Bunlara dayanamayan Gauguin Arles’ı terk etti.

24 Aralık 1888

Vincent 24 Aralık’ta, Arles’daki Hotel Dieu’ya yerleştirilerek doktor Felix Rey’e teslim edildi. Gauguin, Theo’yu Paris’ten çağırttı. 4 Ocak’ta sadık dostu Roulin ve rahip Salles, Vincent’ı ziyaret ettiler.

Ocak 1889

Kulağı sargılı oto portresini yapar.

7 Şubat 1889

Vincent halüsinasyonlar nedeniyle tekrar hastaneye yatırılır. Vincent’ın hastaneye yatırılması için hazırlanan dilekçe, onun tehlikeli olduğuna inanan 30 komşusu tarafından imzalanmıştı. Ayrıca Arles halkının isteği üzerine “Sarı Ev”in kapısı polis tarafından mühürlenir. Bu olaylar yüzünden Vincent “Arles halkının sanatçılara karşı önyargılı kaygılara sahip olduklarını” düşünür.

Mayıs 1889

Theo’nun Nisan’daki düğününden sonra kardeşine fazlasıyla yük olduğunu hissetmeye başlayan Vincent, yeniden hastaneye yatmayı kabul eder. Papaz Salles, ona Saint-Paul-de Mausole’de doktor Peyron’un gözetiminde bulunacağı bir akıl hastanesinde yer bulur.

Temmuz 1889

Açık havada resim yaparken bir kriz daha geçirir ve bilinç kaybının sonucu olarak hafızasını yitirir.

3 Eylül 1889

Tabloları Paris’teki Salon des Independants’da sergilenir.

Aralık 1889

Yeni krizler geçirir. Kömür tozlarının, çamurların içinde yuvarlanır, boya tüplerini olduğu gibi yutmaya çalışır. Vincent’a şiddetli sara ve şizofreni teşhisi konulur.

Ocak 1890

Tabloları Brüksel’deki Les Vingt’te sergilenir. Yaşarken satılan ilk ve tek tablosu olan Kırmızı Üzüm Bağı 400 franka alıcı bulur.

Mart 1890

Salon des Independants’ta on adet tablosu sergilenir. Monet, Vincent’in tablolarını serginin en iyileri olarak değerlendirir.

Nisan 1890

Saint-Remy’den gelen haberler üzerine endişelenen Theo, Vincent’ı Paris’e davet eder. Theo’nun karısı Jo, Vincent-Willem adında bir erkek çocuk dünyaya getirir. Küçük yeğenine çok düşkün olan Vincent, bebeğe dair umutlarını şöyle dile getiriyordu: “Umarım ruhu benimki kadar çalkantılarla dolu olmaz.”

Mayıs 1890 21 Mayıs’ta,

doktor Gachet’in gözetimi altında olacağı Auvers-sur-Oise’a gitti. Günlerini çalışıp Theo’nun ziyaretlerini bekleyerek geçiriyordu. Ancak Theo sağlık ve iş problemleri yüzünden Auvers’e gidemez olmuştu. Theo, Vincent’la birlikte geçirmeyi planladığı tatili de iptal etmek zorunda kaldı. Terk edildiğini düşünen Vincent yeniden nöbet geçirmeye başladı.

23 Temmuz 1890

Vincent şöyle bir not bırakır: “Bu acı hiç dinmeyecek”

27 Temmuz 1890

Çıktığı bir akşam yürüyüşünde kendini göğsünden vurur. Kalbine nişan almıştır fakat kurşun yön değiştirir. Odasına döndüğünde Dr. Gachet tarafından yarası sarılır ve yatağına yatırılır. Ertesi günü, yatağında pipo içerek geçirir. Theo onu teselli etmek için yanına gelir.

29 Temmuz 1890

Vincent 29 Temmuz gecesi ölür ve ertesi gün toprağa verilir. Kardeşi Theo, Vincent’in ölümünden altı ay sonra 25 Ocak 1891’de yaşamını yitirir.

Milliyet Sanat

Reklamlar

0 Responses to “Vincent Van Gogh”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s



"Bir bosluk birakip gidenler vardir.Tek bir tugla eksilmemistir icinde, tek bir tugla yerini bile degistirmemistir ama bir bosluk, durup durduk yerde, apansiz, öncesi olmayan bir bosluk belirir.Ne diyecegini bilemezsin, duyduklarin anlamsiz söz yiginlari gibi, dizi dizi bos süt siseleri gibi..."

geçmiş

En Fazla Tıklananlar

  • Hiçbiri

badem ağacım benim…

ne kadar uyudum bilemiyorum o diyarda . kimi zaman gülümsemeye uyandım,kimi zaman hüzne.. günaydın buz gibi sabahlar,günaydın yaprağını,çiçeğini bekleyen badem ağacı bende bekledim, sana sırdaş ,sana yoldaş seni çizdim ,seni yazdım bembeyaz sayfalarıma umutsuzluğumu bildin de bir küçük tomurcuk verdin gözlerime geçecek bu karakış ,dinecek yüreğinde ki sızı sen bekle,beklemek güzeldir.. beklemek yarınlarına açılan kocaman bir kapıdır… kapkaranlık kasvetli bir günde.. yüreğimin bana dar geldiği bir günde.. yağmurla gelen bulutu gördük uzaktan denizin üzerine yağarken ki sesi duyduk bu ses sana tanıdık,bana yabancı o diyarda kaç kez yaşadın sen bunu kimbilir?… o gün o tepede bir bulutun içine girdim ilk kez döndüm,döndüm,döndüm… gözlerim kararana kadar döndüm bir gün başka bir yerde,başka bir zamanda seni orda bırakmanın sızısını içimde yaşıyorum badem ağacım benim daha kaç mevsim yeni umutları taşıyacaksın yarınlara
Şubat 2009
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  

%d blogcu bunu beğendi: